KURŞUNLU HAN

RÜSTEM PAŞA HANI

SERHAN ADA’nın kaleminden….

Karaköy Perşembe Pazarı’nda bulunan Rüştem Paşa Hanı ya da diğer adıyla Kurşunlu Han (bu ismi bir vakitler kurşun levha kaplı kubbelerinden aldığı sanılıyor) hakkında kesin olarak bilinenler, söylenti ve varsayımlar dahil, kentin tarihinin yaklaşık birbuçuk binyıllık öyküsünün bir eşlikçisi.

 Kesin olarak bilinmese de, I. Jüstinyen döneminde, VI. Yüzyılda, havari Pavlus’un en yakın takipçilerinden İkoniumlu (Konya) Aya Thekla’nın adına yapılan kilisenin bugünkü hanın yerinde olduğu tahmin ediliyor.

Latin Haçlıların şehri talan edip bir süreliğine hakim oldukları XIII. Yüzyılın ilk yarısında yine aynı bölgede yer aldığı bilinen ve iblisin baş düşmanı San Michele’nin (Melek Mikail) adını taşıyan Ceneviz kilisesinin de aşağı yukarı aynı yerde olduğu biliniyor.

 Katolik Ceneviz kolonisinin, işbirliği yapmasa da fazlaca karşı çıkmadığı 1453’deki fetihten sonra da Kilise’nin inananlara hizmete devam ettiği anlaşılıyor. Aradan 50 yıl kadar geçtikten sonra, buranın yakınlardaki Yağkapanı’nın (yağ gümrüğü) ihtiyaçlarına cevap veren bir sultanlık deposuna dönüştüğüne dair kayıtlar da bulunuyor.

Hemen sonrasında, Kanuni Süleyman’ın sadrazamı ve damadı (Mihrimah ile evli) Rüstem Paşa’nın adıyla “Cağalazade Rüstem Paşa Vakfiyesi”ne gelir getiren bir han olarak kayda geçtiğini görüyoruz.  Arada San Michele’nin başına ne geldiği ise meçhul. Tekirdağ ve İstanbul Unkapanı’nda iki külliye, Edirne’de bir kervansaray ve Ankara’daki Çengel Han’ı Mimar Sinan’a yaptıran bu Hırvat Paşa’nın bir de Osmanlı tarihi yazdığını bugün biliyoruz. Han’ın inşa tarihi 1561 olduğuna göre, aynı yılın Temmuz ayında vefat etmiş olan Paşa’nın Sinan’a yaptırdığı bu hanı görmüş olduğu şüphe götürür. Evliya Çelebi, XVII. Yüzyılda kaleme aldığı seyahatnamesinde Han’ın “Yağkapanı Kapusu” ve “Balık Pazarı Kapusu” olmak üzere iki ayrı kapısı olduğundan bahseder. Avlunun tam merkezinde yer alan iki simetrik merdiven ise bugün de görülebilen en önemli özelliği…

Osmanlı belgelerinde ve seyahatnamelerde Han olmasından itibaren, daha ziyade imparatorluğun zeytinyağı ihracat limanına yakınlığı dolayısıyla, yağ deposu ve denizcilik malzemeleri imalatıyla iştigal eden atölyelerin faaliyet gösterdiği bilgisi yer alıyor. Hanın üst katında ise, yine bu işlerle ilgili yazıhanelerin bulunduğu belirtiliyor.

XIX. Yüzyıl ile XX. Yüzyılın başlarında ise, yayın endüstrisi ile ilgili matbaacılık, ciltçilik, litografi gibi işlerle uğraşan özellikle gayrimüslim imalat ve ticaret erbabının bulunduğu Han’ın kentin kültür ve yayın hayatına katkıda bulunan bir merkez olduğu dikkati çekiyor.

Gayrimüslimlerin ayrılmasından sonraki dönemde Rüstem Paşa Hanı’na Perşembe Pazarı’nın geçirdiği dönüşümün paralelinde sıhhi malzeme, tel, cıvata ve yay benzeri malzeme ve parçaların üreticilerinin yerleştiği görüldü. Bugünlerde, özellikle birinci katta resim, heykel, tasarım atölyelerinin açılmasıyla Han’ın  adeta bir yüzyıl önceki hayaline bir selam göndermekte olduğuna tanık oluyoruz…

 İstanbul’un en merak uyandırıcı kent rehberlerinden birini yazmış olan ressam, araştırmacı ve Galatasaray Lisesi öğretmeni Ernest Mamboury, Temmuz 1940’da Han için, “…Galatanın Sinan tarafından yapılmış en eski ve yegâne kervansarayıdır. Bu iki münasebetle muhafaza edilmesi, tamir edilmesi, kiraya verilirken tahrip edecek kimselere verilmemesi lazımdır…” diye yazmış. 

SERGİ ALANI / VENUE

APLMISN02E001_edited.jpg
APLGDPEGA26_edited.jpg

Arap Camii Mahallesi Kürekçiler Kapısı Sokak Kurşunlu Han, D:No:47/7, 34421 Beyoğlu/İstanbul